Ana Sayfa | Jinekolog Op. Dr. Süleyman Eserdağ | Yasal Uyarı | İletişim   

A'dan Z'ye Vajinismus ve Cinsel Problemler … "Kesin çözüm için yanınızdayız" HERA KADIN SAĞLIĞI MERKEZİ VAJİNİSMUS ve CİNSEL PROBLEMLER TEDAVİ MERKEZİ
 
Ana Sayfa Merkezimiz Hakkında Tedavi Programı Randevu İletişim

VAJİNİSMUS

Vajinismus Tanımı
Vajinismus Nedenleri
Vajinismus Türleri ve Riskler
Genital Anatomi
Vajinismus Teşhisi
Vajinismus Tedavisi
Hipnoz Tedavisi
Vajinismusta Erkek Eş Problemleri
Bekarlarda Vajinusmus
Vajinusmus ve Gebelik
Önerilmeyen Tedavi Yöntemleri
Vajinismus Hakkındaki Yanlışlar
Kliniğimizde Vajinismus Tedavisi
Bilimsel Çalışmalarımız
Bilimsel Yayınlar
Vajinismus Tarihçesi

CİNSEL BİLGİ ve PROBLEMLER

Cinsel İlişki Evreleri
Anorgazmi (Orgazm Olamama)
İlk Cinsel İlişki
Cinsel İsteksizlik- Soğukluk
Hamilelikte Cinsel Yaşam
Menopozda Cinsel Yaşam
Vajinal Kuruluk
Ergenlik Çağı Değişimleri
Kızlık Zarı
G noktası ve Klitoris
Evlilik hakkında


Genital Anatomi

KADIN GENİTAL SİSTEM ANATOMİSİ

Üreme organlarını oluşturan sistemine “genital sistem” denir ve hem erkek hem de kadınlarda bulunan genital sistem dış ve iç genital sistem olarak ikiye ayrılır.

Dış Genital Sistem: Bu bölüm latince ismiyle “vulva” olarak tabir edilir. Vucudu örten derinin dış genital sistem üzerinde oluşturduğu katlantılar ile karakterizedir.

İç genital Sistem: Leğen kemikleri ile bel omurga kemiğinin alt kısmı olan sacrum ve kuyruk sokumu tarafından oluşturulan “kemik çatı (pelvis)” arasındaki organları içerir. Buradaki organlar kemik çatı tarafından adeta koruma altına alınmıştır.

DIŞ GENİTAL SİSTEM

Vulva veya dış genital sistem; üstten leğen kemiklerinin ortada birleştiği kabarıklık olan “pubis tepesi (mons pubis)”, alttan gaitanın çıkış deliği olan anus (makad) ve yanlardan dış (büyük) dudaklar (labia majora) tarafından sınırlandırılmış olan ciltle kaplı alanın ismidir.

Pubis tepesi (mons pubis) altı yağ tabakası ile kaplı, üstü kıllarla örtülü bir bölgedir. Bu tepenin hemen altında “klitoris (clitoris)” denilen yapı bulunur. Daha altta ise simfizis pubis adı verilen kemik eklemi bulunmaktadır.

Dış genital sistemde yağ tabakasının altında pek çok “pelvik taban kasları” bulunur ki bu kaslar özellikle idrarı ve büyük abdesti yapma ve tutma ile cinsel ilişki sırasında işlev görmektedirler.

Dış (büyük) dudaklar
Vulvanın sağlı sollu iki yanında simetrik olarak bulunan dış veya büyük dudakların üstü genital kıllarla, altı ise yağ dokusu ile kaplıdır. Latince ismi “labia majora” dır.

İç (küçük) dudaklar
İç veya küçük dudaklar, dış dudaklarla kaplı bölümün iç kısmında vajinal girişi oluşturan bölümde, iki taraflı ve simetrik bir şekilde bulunmaktadır. İç dudakların üstünde kıllar bulunmaz ve alt kısmında yağ dokusu içermez. Normalde iç dudaklar küçük olduklarından dış dudaklar tarafından örtülüdür ve görünmez, bazı durumlarda normalden iri ve dışarı doğru sarkık olabilirler.

Vajina girişi (Vestibulm)
İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 cm’lik kısımdır. Latince ismi “vestibulm” dur. Bu bölüm ilk ilişki ile birlikte kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir. Vestibulumda olan enflamasyonlar kişinin cinsel ilişkide ağrı hissetmesine sebep olabilir (Vulvar vestibulit sendrom)

Kızlık zarı (Hymen)
Kızlık zarı veya Latince ismi ile hymen (himen) vajinal girişten 2-3 santimetre içeride bulunan, ortasında bir deliği olan, yaklaşık 2 milimetre kalınlığında bir zardır.

İlk ilişkide hafif kanama ile yırtılan kızlık zarı vajinal giriş ile vajinanın bütünleşmesini sağlamaktadır. İşlevinden çok sosyolojik ve adli açılardan önemlidir.

Kızlık zarı ile ilgili detaylı bilgiler için tıklayınız >>>

Klitoris (Clitoris)
Pubis tepesinin (mons pubis) hemen altında yer alan klitoris, erkekteki penis başının (glans penis) kadındaki karşılığıdır. Üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen altında idrar deliği (uretral orifis), idrar deliğinin de hemen altında vajinal giriş yer almaktadır.

Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu nedenle clitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır.

Klitoris, kadınlarda haz ile ilgili sinirsel yoğunluğun bulunduğu bir bölgedir. Cinsel ilişki sırasında klitoris erkeğin penisi gibi sertleşmektedir. İçindeki zengin kan damarlarının dolması sonucunda kadın orgazmında önemli bir işlevi bulunmaktadır.

İdrar Deliği (uretra ağzı)
Klitorisin hemen altında vajinal girişin üstünde bulunan yapı idrar kanalının sonlandığı yer olan idrar deliğidir. Latince’deki ismi “uretral orifis” dir. İşlevi, mesaneden gelen idrarın dışarıya boşalmasını sağlamaktır.
 
Perine
Dış dudakların arkada birleştiği yer ile anüs arasında yar alan, idrar ve dışkının kontrolünü sağlayan kasları barındıran bölüme “perine” adı verilmektedir. Kadında ve erkekte bulunan erojen (hazsal) bir bölgedir.

Aynı zamanda perine, bebeğin doğumu sırasında gevşeyerek doğumu kolaylaştırmaktadır. Doğumu daha da rahatlatmak ve bebeğin kafasının çıkarken kasları yırtmasını engellemek amaçları ile bebeğin başı çıkımı sırasında perineye kesi (doğum kesisi, epizyotomi) uygulanmaktadır. Daha sonra bu kesi dikilerek onarılmaktadır.

Salgı bezleri
Dış genital bölgenin ıslanmasını sağlamak (lubrikasyon), cinsel ilişkide kayganlığı sağlamak ve kurumayı engellemek amaçlarıyla vulvada bartholin (bartolin) ve skene bezleri işlev görmektedir.

Bartolin bezleri vajinanın hemen giriş kısmında sağlı sollu yer alırken, skene bezleri vajinal girişte idrar deliğinin etrafında ve idrar kanalı boyunca yer almaktadır.
Skene bezlerinin kadın orgazmında “kadının boşalması” olarak adlandırılan orgazm sırasında sıvı akışından sorumlu olduğu söylenmektedir.

Makad (anüs)
Makad rektumdan sonra gelen ve kalın bağırsağın en son kısmıdır. Görevi barsaklarda biriken dışkının (gaita) gerektiği zamanlarda tutulması ve gerektiğinde dışarıya atılmasıdır (defekasyon işlevi).

Anüsün vajinaya yakın bir konuma sahip olması nedeni ile gerekli hijyenik şartların sağlanmaması durumlarında buradaki bakterilerin vajinaya bulaşması ve bunun sonucunda enfeksiyon riskleri bulunmaktadır. Bu nedenle kadınlar özellikle tuvalet temizliğini yaparken önden arkaya doğru yapmalıdırlar.

İÇ GENİTAL SİSTEM

Kadın iç genital sistemi içinde vajina, idrar kanalı (urethra), rahimağzı (serviks), rahim (uterus), rahim içi tabaka (endometrium), iki taraflı fallop tüpleri ve yumurtalıklar (overler) yer almaktadır.

Vajina (Vagina)
Vajina veya Latince adı ile “vagina” vajinal girişten başlayarak rahimağzına (serviks) doğru uzanan, yaklaşık 9 santimetrelik uzunluğu olmasına rağmen adeta bir “akordeon” gibi uzayıp esneme özelliğine sahip bir kanaldır.

Kadında vajina bir geçiş bölgesidir ve dört fonksiyonu vardır. Vajina:
Penisin girdiği cinsel ilişki kanalı
Bebeğin doğduğu doğum kanalı
Adet kanının dışarıya atıldığı adet kanalı
İdrar kanalının içinden geçtiği kanaldır.

Vajinal girişte bulunan bartholin ve skene bezleri ilişki esnasında vajinanın girişi ile vajinanın kayganlaşmasını sağlar.

İdrar kanalı (Uretra)
Mesaneden çıkan idrarın idrar deliğinden dışarıya boşaltılmasına kadarki kısmında yer alan borudur.

Üretra, üriner sistemin (idrar boşaltım sistemi) son basamağıdır.

Anatomik olarak kadın uretrası erkeğinkine göre oldukça kısadır. Bu nedenle kadınlar erkeklere göre daha sık olarak idrar yolu enfeksiyonlarına maruz kalmaktadırlar. Yine bazı kadınlarda cinsel ilişki sırasında ortaya çıkan idrar hissinin de nedeni budur. Bu bölümün tahrişiyle de idrar yaparken zorlanma ve sık idrara çıkma gibi şikayetler ortaya çıkabilir.

Rahimağzı (Serviks)
Rahimağzı sert ve koni şeklinde rahimin giriş kısmında yer alan, adeta bir süzgeç gibi vajinadaki mikroorganizmaların rahim ve tüplere geçişini engelleyen bir organdır. Latince ismi cerviks (cervix)’tir.

Rahmin kas yapısının aksine rahim ağzı kollajen ve elastik bağ dokusundan yapılmış olup içinde sinir barındırmaz. Bu nedenle bu bölgede ağrı hissi yoktur.

Rahimağzının ayrıca; özellikle yumurtlama döneminde sağlıklı spermlerim içeriye girişine izin vermesi, doğumda açılarak ve silinerek bebeğin aşağıya (vajinaya) inmesine izin vermesi gibi fonksiyonları da bulunmaktadır.

Doğum anında rahimağzındaki açılmanın tam olması ile rahim vajina ile birleşir ve bebeğin aşağıya doğru inişi başlamış olur.

Rahim (Uterus)
Rahim, ucunda rahimağzı (serviks), yanlarında da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, güçlü kas yapısından dolayı kasılma yeteneğine sahip armut şeklinde bir organdır. Rahim içindeki boşlukta yer alan zara “endometrium (dölyatağı)” adı verilmektedir.

Rahmin gebe olmayanlardaki ağırlığı yaklaşık 50 gramdır. Gebelik süresince yaklaşık 20 kat büyüyerek 1000 grama ulaşır. Görevi gebelikte bebeğin büyümesi için elverişli bir ortam hazırlamak ve doğum eyleminde kasılmalarla bebeğin aşağıya inişini sağlamaktır.

Rahim o kadar ilginç bir organdır ki hamilelik sonunda kendi ağırlığının 20 katına ulaşıp doğumdan sonra 40. günde tekrar kendi eski boyutlarına dönebilmektedir. Vücudumuzda bu kadar büyüyüp tekrar eski haline dönen ikinci bir organımız yok !!!

Menopoza giren kadınlarda yumurtalıklarla birlikte rahmin boyutları da gittikçe küçülmektedir.

Rahim iç tabakası (Endometrium)
Rahmin içinde yer alan boşluğa “endometrium” denilmektedir. Endometriumun görevi her ay başında dökülerek adet (mens) döngüsünü sağlamak ve eğer bir gebelik oluşursa da döllenmiş yumurta hücresine (zigot) yuvalanma imkanı sağlamaktır. Rahim iç tabakası her adet döngüsünde yenilenmektedir.

Fallop Tüpleri (Oviduct)
Rahimin her iki tarafında yer alan boynuzumsu kanallardır. Fallop tüpleri (oviduct), gebeliğin oluşum aşamasında sperm ile yumurta hücresinin birleştiği yerlerdir.

Bu tupler hareketli organlardır ve bu hareketlilikleri yumurtalıklardan atılan yumurtaların yakalanmasını sağlar. Aynı dönem içinde vajinaya atılmış olan spermler yüzme yetenekleri ile tüplere ulaşır ve yumurtayı tüplerde döller (fertilizasyon). Bu şekilde normal bir gebelik başlangıcı tüplerde olmaktadır ve gebeliğin oluşumu için sağlıklı fallop tüpleri şarttır.

Yumurtalıklar (Overler)
Yumurtalıklar fallop tuplerinin açık olan kısımlarının (fimbria) komşuluğunda bulunan esas görevleri yumurta oluşturmak ve bir takım kadınlık hormonları salgılamak olan, yaklaşık 2*3 santimetre boyutlarında badem şeklindeki organlardır.

Her ay yumurtalıklar içerisinde adet döneminde 2-3 milimetre çaptan başlayarak bir taraftan da estrojen hormonu salgılayarak 20 milimetreye kadar büyüyen “seçilmiş bir yumurta hücresi (dominant folikül)” yumurtalıklardan çatlayarak atılır; buna “ovulasyon (yumurtlama)” adı verilmektedir. Atılan yumurta hücresi tüplerin yapışkan özelliği taşıyan uç kısımları (fimbria) tarafından yakalanarak tüp içerisindeki kanala alınır. Eğer bu dönemde ilişki olmuşsa ve spermler atılmışsa spermler yüzerek tüplere ulaşır. Spermle yumurta hücresi tüplerde birleşir (fertilizasyon, döllenme).

Döllenen yumurta hücresi bir yandan bölünerek yaklaşık 6-7 günlük bir seyahat sonrası rahim içi zarına (endometrium) yuvalanır (implantasyon) ve bu şekilde bir gebelik başlamış olur.

Yumurtalık atıldıktan sonraki süreçte yumurtalıklardan salgılanan “progesteron hormonu” rahim içinde büyüyen embriyonun tutunmasını sağlamaktadır.

Eğer ki bir gebelik oluşmazsa yumurtalıklardan atılan yumurta hücresi sürekli kalınlaşan döl yatağının (endometrium) kendisini yeterince besleyememesi sonucunda dökülmesi sırasında atılmaktadır; yani kişi adet görmektedir. Adet döneminde normalde kapalı olan rahimağzı açılarak kanın dışarıya atılmasına izin vermektedir.

Kadınlarda estrojen ve progesteron hormonu özellikle kalp, iskelet sistemi olmak üzere tüm vücutta pek çok etkiye sahiptir. Nitekim menapoz ile yumurtalıklar işlevlerini yitirmekte ve kadınlarda kalp hastalıkları, kemik erimeleri (osteoporoz) gibi pek çok rahatsızlıklar da başlamaktadır.

ERKEK GENİTAL SİSTEM ANATOMİSİ

Erkek genital sistemi de aynı kadındaki gibi dış ve iç genital organlar olarak ikiye ayrılabilir.
Erkeğin dış genital sistem içinde penis ve içinde erbezlerini (testisleri) barındıran torba (skrotum) bulunmaktadır.

İç genitalya’da ise torba içinde yer alan iki adet testis, epididim, seminal veziküller, prostat, bazı salgı kanal (vas deferens) ve bezleri (Cowper bezi gibi) bulunmaktadır.

Penis
Penis, erişkin bir erkekte 5-12 cm uzunluğunda, 3-5 santimetre çapında silindir şeklinde spongiyoz (süngerimsi) bir organdır. İçinde kan damarlarını barındıran özelleşmiş gözenekler vardır.

Cinsel uyaranlar sonrasında içindeki boşluk ve gözeneklerin kanla dolmasıyla penisin çapı artar ve boyu yaklaşık iki katına çıkar. Uyaran bittiğinde ise penis kısa sürede eski boyutuna dönmektedir.

Penis uzunluğu ırklara göre veya kişilere göre değişmektedir. Bilinenin aksine yeterli cinsel tatmin için penisin büyüklüğünün değil kalınlığının önemi vardır. (Aslında kalınlığından da çok kişinin partneri ile birlikteyken seksüel uyaranları ne kadar sıklıkla yaşadığı daha önemlidir.)

Penisin baş (glans) ve gövde (corpus) olmak üzere iki kısmı vardır.

Baş kısmı sünnet derisiyle (prepitium) kaplıdır ve erkek sünnet olduktan sonra bu kısım açıkta kalır. Sünnet olmamış erkeklerde sünnet derisinin içindeki baş kısmı sertleşmeyle birlikte ortaya çıkar, sonra eski boyutlarına döndüğünde tekrar deri tarafından örtülür. Penis baş kısmı (glans penis) bir erkeğin en hassas bölgelerinden biridir ve içerdiği çok sayıda sinir ucu sayesinde erkek orgazmında en önemli rolü oynar.

Penisin ortasından “uretra (idrar kanalı)” geçmektedir. Urethra mesane ve idrar deliği arasındaki bir borudur ve idrar bu borudan geçerek dışarıya boşaltılmaktadır. Uretranın diğer bir fonksiyonu ise erkeğin orgazmı sırasında meninin (ejekulat) dışarıya atılmasıdır.

Erkek uretrası kadın uretrasına göre çok daha uzundur; bu nedenle idrar yolu enfeksiyonları erkeklerde kadınlara göre daha nadir görülmektedir.

Torba (Skrotum)
Skrotum içinde sağlı sollu yer alan iki testis, sperm kanallarının bir kısmı ve çok sayıda damar yapısı içeren torbanın ismidir.

İçindeki spermlerin ölmemesi ve sperm yapımının (spermatogenesis) aksamaması için torbanın içindeki ısı vücut ısısından ortalama 2 derece daha düşüktür. Torbanın vücut dışında bulunmasının nedeni de budur.

Soğuk havalarda spermlerin soğuktan zarar görmemeleri için skrotum kendisini kasarak testisleri vucut içine alır, sıcakta ise tam tersi şekilde kendisini gevşeterek ısı dengesini sağlar.

Testisler
Testisler; torba içinde yer alan, spermlerin üretildiği ve “testosteron” adı verilen erkeklik hormonunun salgılandığı iki adet organdır.

Büyüklükleri kişiden kişiye farklılıklar göstermekte olup her biri ortalama 20-30 gram ağırlığında, 4-5 cm uzunluğunda ve 2-2,5 cm kalınlığındadır. Aynı büyüklükte olmalarına karşın sol testis sağdakine göre biraz daha aşağıda yerleşimlidir.

Her testis içinde küçük ve oldukça kıvrımlı sperm kanalcıkları bulunur. Bu kanalcıklar beyinde bulunan hipofiz bezinin salgıladığı “FSH hormonu”nun etkisi ile sperm hücreleri üretmektedir.

Testisler yine hipofiz bezinden salgılanan ve “LH hormonu”nun etkisiyle erkeklik hormonu olarak da bilinen “testosteron hormonu”nu üretmektedirler.

Ergenlik (puberte, bluğ çağı) döneminden itibaren salgılanması artan testosteron hormonu etkisiyle çocuklarda ses kalınlaşması, sakal çıkması, genital bölgelerde kıllanmanın olması, vücut kaslarının gelişmesi gibi değişimler yaşanır (sekonder seks karakterleri). Sperm üretimi de ergenliğin başlamasıyla kısa sürede başlamaktadır.

Erişkin bir erkekte de testosteron erkek cinsiyete özgü özelliklerin devamını ve sürekli olarak sperm üretimini sağlamaktadır.

Sperm hücresinin yapısı


Uzunluğu 0.05 mm olan sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir: Baş, boyun (orta kısım) ve kuyruk. Sperm hücresi mikroskopik görünümü (Yandaki resim)

Baş kısmının iki önemli özelliği vardır; bir tanesi spermin yumurta hücresi içerisine girmesini sağlayan eritici enzimlerin bulunduğu uç kısmındaki “akrozom” organelidir. Akrozomun içinde yer alan “litik (eritici) enzimler” yumurtanın dış zarını delerek döllenmeyi sağlarlar. Baş kısmının diğer görevi ise çekirdek (nukleus) içinde yer alan X veya Y kromozumuna ait genetik materyelin saklanmasıdır. Yumurtanın; X Kromozuma sahip spermle birleşmesi kız cinsiyeti, Y Kromozuma sahip spermle birleşmesi erkek cinsiyeti oluşturacaktır.

Spermin boyun kısmında bulunan mitokondrialar sayesinde hareketlilik için gerekli enerji (ATP) temin edilmektedir.


Kuyruk kısmında bulunan mikroflamanlar sayesinde de sperm hareketliliğini (motiliteyi) sağlamaktadır.

Sperm üretimi (Spermatogenez)
Her testis içinde çok ince ve birbiri üzerine katlanmış çok sayıda kılcal boru vardır. Sperm hücreleri bu borular içerisinde yaklaşık 74 günlük süre içinde oluşup olgunlaşmaktadır. Evet, tek bir sperm hücresi yaklaşık 2.5 ayda olgun hale gelmektedir. Sperm üretimi devamlıdır, üretilen sperm sürekli depolanır ve boşaltılmaya hazır bekler.

Sperm hücresi üretimi aynen yumurta hücresi üretiminde olduğu gibi esas olarak 46 kromozom taşıyan bir hücrenin tam yarıdan ikiye bölünmesiyle gerçekleşir. Erkeklerin hücrelerinde cinsiyet kromozomu olarak bir X bir de Y kromozomu bulunur. Kadında ise cinsiyet kromozomlarının her ikisi de X yapısındadır.

Sperm hücreleri oluşum aşamasında böylece cinsiyet kromozomlarından ya X veya Y kromozomunu alırlar.

Yumurta hücresini dölleyen sperm hücresi Y kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti erkek, X kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti kız olur.
Yani bebeğin cinsiyetini “annenin yumurtası değil, daima babadan gelen spermin cinsiyet (sex) kromozomu” belirler.

Epididim
Testis içindeki kanalcıklar testisin hemen tepesinde yerleşmiş olan “epididim” isimli yapıyla devam ederler. Epididim sperm hücrelerinin olgunlaşmasının devam ettiği bölgedir. Hücreler için bir depo görevindedir ve vaz deferens adı verilen ana sperm iletim kanalıyla devam eder.

Diğer bez ve kanallar
Ana sperm kanalının içine seminal vezikülleri, prostat bezi ve Cowper salgı bezleri kendi salgılarını boşaltarak meninin son şeklini almasını sağlarlar. Bezlerden salgılanılan tüm salgılar sperm hücreleri üzerinde besleyici ve hareket artırıcı niteliktedir.

İçinde sperm hücrelerinin olduğu meniye “semen veya ejekulat” isimleri verilmektedir.
Yaklaşık 4 ml. hacmindeki semenin %60'ı seminal vezikül tarafından, %20'si prostat tarafından üretilmektedir.

Prostat en dış kısımda yer alan organ olduğundan ejakulasyonda ilk boşalan sıvı prostat sıvısıdır ve en canlı spermler de bu sıvı içinde yer alır. Burada bilinmesi gereken nokta cinsel ilişki sırasında erkeğin uyarılması sonucunda penisin ucundan gelen ilk sıvıda (zevk suyu) spermlerin bulunduğu için bu sıvının vajinaya bulaşması ile gebelik şansının olduğudur.

Meni yaklaşık 1.5-5 cc hacminde opak-gri renkte, kuruduğunda sarı bir renk alan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan ve kıvamlı bir sıvıdır. Erkeğin orgazmı ile birlikte fışkırarak dışarı boşalır. Bu olaya “ejekulasyon (boşalma)” adı verilir.

Vücuttan atılan semen 15 dakika içerisinde kıvamını kaybederek tamamen su gibi sıvılaşır (likefaksiyon, erime). Bir ejekulasyonda erkek ortalama 100-200 milyon arasında sperm hücresini boşaltmaktadır.

Yumurtanın döllenmesinde sperm sayısı kadar spermlerin kalitesi yani hareketlilik oranı ve morfolojisi (yapısı) de önemlidir. Çünkü menide atılan spermlerin tamamı kaliteli değildir; örneğin bir kısmı hareketsiz, deformiteli (bozuk yapıda) veya ölü olabilir. Semenin özelliklerinin laboratuvarda incelenmesine “spermiyogram testi (semen analizi)” adı verilmektedir.
 


Eleştiri ve Sorularınız için bize yazınız hera@vajinismusmerkezi.com
Sitenin tüm içeriği Jin. Op. Dr.Süleyman Eserdağ tarafından hazırlanmıştır.
© 2007 Yazarın izni olmadan bilgi veya resimlerden kesinlikle alıntı yapılamaz.