Vajinismus, yüzyıllardır var olan bir cinsel problemdir. Bu problem ile ilgili ilk yazılı kayıtlar 11. yüzyıla kadar gitmektedir. Ülkemizde ve dünyada son yıllarda çok fazla konuşulması ve medyada yer alması, var olan problemi yalnızca biraz daha göz önüne getirmiştir. Salermo’lu Trotula, “Kadınların Hastalıkları” adlı 1547 tarihli bilimsel eserinde şimdi vajinismus olarak adlandırdığımız durumun belki de ilk tanımını şöyle yapmıştır; “… Genital alandaki öyle bir kasılmasıdır ki, baştan çıkarılmış bir kadın bile aslında bakire olabilir.”

Eskiden çocuk sahibi olamayan pek çok çiftte de vajinismus problemi mevcuttu, fakat çiftler vajinismus tedavisi için kime başvuracaklarını bilmedikleri için bu sorunlarını örtbas etmeyi tercih ediyorlardı.

Yazının geri kalanında, vajinismus probleminin tıp dünyasındaki geçmişine kısaca değineceğiz.

Vajinismusun Tıp Dünyasında Tanınması

Vajinismus, bilimsel şekilde ilk olarak 1861 yılında Sims tarafından tanımlanmış bir kavramdır ve bu kavram 150 yıldır neredeyse hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Bir hastasını muayene eden bu bilim adamının ilginç gözlemleri bilimsel kayıtlara şu şekilde geçmiştir:

Kadının hikâyesindeki en belirgin şey, çeyrek yüzyıldır evli olmasına rağmen hala bakire kalması gerçeğiydi. Bu olguyla ilgili araştırmamda vajinal muayene tümüyle başarısız oldu… Vajina ağzına hafifçe dokunmam, çok yoğun bir tepkiye neden oluyordu. Sinir sistemi büyük bir karmaşa içindeydi; genel bir kas gerginliği vardı. Tüm vücudu aralıklı kaskatı kesiliyor ve titriyordu. Çığlık çığlığa haykırıyor, gözleri çılgın gibi parlıyordu. Yanaklarından gözyaşları süzülürken can çekişmeyi andıran görünümü çok acınacak haldeydi. Fiziksel acısının tüm bu dış yansımalarına rağmen metanetliydi, muayene sedirinde kalarak çaresiz durumu için bir umut varsa vazgeçmemem için yalvarıyordu. Tüm gücümle birkaç dakika bastırmanın ardından parmağımı vajina içine birkaç saniye sokabildim, ancak ilerlemedi. Vajina içinde büyük bir direnç ve parmağın duyarlılığını azaltan sert bir kasılma vardı. Böylece muayeneyle ancak vajina girişinde aşılması güç bir kasılma olduğunu anladım.
(1861)

Sims tedavi amacıyla ilk olarak genital ağızdaki kas ve sinirlere ameliyat sonrası cam genişleticiler kullanılarak yapılacak genişletme(dilatasyon) işlemini önermiştir. Ameliyat işlemi sonradan tartışmalı bir hale gelirken, geliştirilen ameliyatsız genişletme ve anestezi altında genişletme işlemleri başarılı olmuş ve daha gerçekçi tedaviler arasında yer almaya başlamıştır

Tedavide Psikoterapinin Önerilmesi, ve Günümüzde Vajinismus

Walthard(1909), Sims’in genital organlara has olarak nitelendirdiği aşırı duyarlılık kavramını sorgulayarak vajinal kas spazmının ağrıya karşı duyulan korkunun fobik bir reaksiyonu olduğu fikrini ileri sürerek, ameliyat ve genişletmeden ziyade psikoterapi ve eğitimin önemini vurgulamıştır.

1923 yılına ait bir araştırmada Faure ve Sireday, vajinismusun vulvo – vaginal kanalın genital organlara özel bir aşırı duyarlılık nedeniyle, istem dışı, ağrılı, spazmotik şekilde kasılması olduğu sonucuna varmışlardır.

1993 yılında Beck, vajinismus ve vajinismus tedavisini bilimsel ihmale ilginç bir örnek olarak ifade etmiştir. Bu ihmal edilmiş kadın sağlığı sorununa yönelik, geç kalmış olmakla birlikte yeniden uyanan bilimsel ilginin artması umut vaat edicidir.

Vajinismus merkezine başvuran pek çok hastamızın ortak sorusu da şudur:

Vajinismus sorunu eskiden de var mıydı, yoksa yeni ortaya çıkan bir problem midir?

Bu sorunun cevabı okumuş olduğunuz sayfada da gördüğünüz gibi, vajinismusun yeni bir hastalık olmadığı, tarihte yüzyıllardır toplumlarda görüldüğü, ancak özellikle son yıllarda kişiler tarafından daha çok telaffuz edilmeye başlandığı için yeni ortaya çıkmışcasına duyulduğu şeklinde verilebilir. Vajinismus tarihçesi incelendiğinde bu durum net olarak görülmektedir.

Toplumumuzda her on kişiden birisinin vajinismus sorununu taşıdığı düşünülürse, aslında bu problemin halen üstünün kapatılmaya çalışıldığı ve halkımızın bu konuda yeterince bilince sahip olmadığı anlaşılacaktır.